Ödemiş
+17°C
Ödemiş

Yerel Ağız

Yerel Ağız

Ödemiş Ağzı, İzmir ilinin güneydoğusunda yer alan Küçük Menderes Ovası'nın doğusundaki Ödemiş, Beydağ ve Kiraz ilçeleri ve köylerinde konuşulur. Bir üst bağlamda incelenecek olursa Bandırma - Antalya hattının (TGBB: 131) batısında yer alan ve adına Türk Diyalektolojisinde (Güney) Batı Anadolu Ağızları adı verilen ağızlardan birisidir ve bu ağızlarla birçok ortak özelliği vardır.


ÖDEMİŞ AĞZININ ÖZELLİKLERİ


Ödemiş Ağzı'nın, Küçük Menderes Ovası'nın doğusundaki Ödemiş, Beydağ ve Kiraz ilçeleri ve köylerinde konuşulduğunu Önsöz'de belirtmiştik. Doğrusu bu ağıza Küçük Menderes Ovası Ağzı adını vermek, dilbilimsel açıdan daha doğru olurdu; ancak Tire ve Bayındır ilçeleriyle bu ilçelerin köylerinden derleme yapamadığımız ve Doğu Küçük Menderes Ovasının doğusundaki en önemli ilçe Ödemiş olduğu için bu adı seçtik.


Bugün birçok arkaizmleri bulunan ve çok kere Eski Osmanlıcayı andıran Anadolu ağızlarından (TGBB: 131), birisi de Ödemiş Ağzıdır. Coğrafi konumu (kuzeyi Bozdağlar, güneyi Aydın Dağları, doğusu bu iki dağ kütlesinin kapattığı ve sadece batısı açık bir ovada bulunması) Ödemiş Ağzının birçok arkaik özelliklerinin korunmasında etkili olmuştur. Ancak bu özellikler, 1970'li yılların ortalarından itibaren televizyonun gittikçe yaygınlaşmaya başlaması, daha sonra özel kanalların artmasıyla, yerini yavaş yavaş standard dile bırakmaya başlamıştır. Bu yüzden lehçeler ve ağızlar yerlerini standard dile bırakmadan bunların birer sözlüğü hazırlanmalıdır. Bizim derlediğimiz malzeme bir bakıma kent ağırlıklıdır. Öyle sanıyorum ki, kuzeyde Horzum ve Oğuzlar, güneyde de Bıçakçı ve Pirinççi köylerinden daha arkaik (eskil) malzemeler de toplanabilir.


Lehçe ve ağızların dilibilim açısından önemi, onların ortak kültür dile oranla daha ileri bir gelişim aşamasında bulunmalarıdır. Öyle ki bir ortak kültür dilinin (= standard dilin) lehçe ve ağızlarına bakılarak, o dilin gelişimi hakkında fikir sahibi olabiliriz. Somut bir örnekle açımlayalım bu düşüncemizi:


Bilindiği gibi Orta Türkçe aşamasındaki Oğuzcada, Eski Türkçenin sözcük başlarında bulunan k ve t sesleri ötümlüleşerek g ve d olmuştur (örn. kelmek > gelmek; tağ > dağ). Ama standard Türkçemizde bu değişimin dışında kalan taş = taş, kalmak = kalmak gibi birçok da örnek vardır. Bu gelişim birçok Anadolu ağzında sürdüğü gibi Küçük Menderes Ovası ağızlarında da devam etmiştir: daş, galmak. Bu saptayım, (Güney) Batı Anadolu ağızlarının neredeyse ortak özelliğidir.


SÖZ VARLIĞI


Ödemiş Ağzı’nın söz varlığı, diğer bütün yerel ağızlarda olduğu gibi, ortak kültür diline iek olarak iki önemli özelliğe sahiptir.


1. Ağızlarda, izleri çok eskiye (Oğuzcaya ve temas kurulmuş öteki dillerden yani Rumcaya, Arapçaya ve Farsçaya) kadar gidebilen sözcükler korunabilir. Birer örnek verecekolursak sırasıyla: çiğin (Oğuzca), podye (Rumca), bêşira (Arapça), safdıran (Farsça) gibi sözcükler bu kümeye girer.


2. Ağızlar “kapalı” bölgelerde oluşur ve kendilerini koruyabilirler. Dışa kapalı bu toplumlarda kendine özgü szcük ve kavramlar yaratılır. Bunların başında haftanın günlerine verilen adlar gelir. 19. yüzyıl boyu Orta Anadolu'da, kıyı şeridi dışında ülkenin iç kısımlarında ekime açılmamış topraklar hiç de küçümsenmeyecek kadar boldur. Yüzyılın sonlarına kadar geniş köylü kitlesi, ulusal pazar ilişkileri çok sınırlı, kapalı bir hayat tarzı ve ekonomik ilişkiler sistemi içinde yaşamaktaydı.


Ödemiş temelinde haftanın günleri şunlardır:


Tiribazarı (Tire pazarı) Pazartesi


Gocubazarı (Koca Pazar) Salı günü


Kelesbazarı (Keles = Kiraz ilçesi Pazarı) Çarşamba


Bellambol (Bellambol = Beydağ ilçesi ) Perşembe günü


Cuma


Ödemişbazarı (Ödemiş Pazarı) Cumartesi


Girey Pazar


Ödemiş’te durum böyleyken Beydağ’da Pazartesi gününe verilen isim (Beydağ’ın Tire’ye uzaklığından ya da arada Ödemiş’in bulunmasından olsa gerek) Gireytesi’dir.

 

BAZI YEREL SÖZCÜKLER


aba abla


acâsız tez, hemen, ansızın, hiç beklemeden


acır acur; salatalıkgillerdendir; Alm. Anguriengurke, Cucumis anguria


accıgdâ (< azıcık daha) biraz daha


aççıg = accıg (Gerileyici benzeşme; bkz. Demircan 1979:80)


âgıdeş arkadaş


alaf (< alev) alev


alaşgın alışkın


alavış gıyâmed çok gürültü(lü)


aleñgilli zor, güç, içinde tuzak bulunan; Alm. diffizil


aleddirig elektrik


amallı çok şey isteyen, durmadan ağlayan çocuk


Apsara y.a., bugünkü Veliler


avaç ağaç


babuc pabuç, ayakkabı; krş. bobuc; (PTF: 245 Labialisation)


badılcan patlıcan


bahca bahçe


beslengi besleme, aybak. dulgarı beslengisi


biyo (< bir yol) bir kez


böğün bugün (TDGBB: 132/11)


bötü böğcü börtü böcek, böcekler; Alm. Ungeziefer


bülüç (< Far. bülûc horoz ibiği) (erkek) piliç


cılbag çıplak; aybak. çılbag


ça Küfürlerin sonuna getirilen doldurma bir sözcük, örn. Anasını satem ça!


çante çanta


çılbag çıplak; aybak. cılbag


çıtır kibrit; aybak. ıstırpo


çikin 1. çirkin; 2. kötü; Bizim takım yenildi, peg çikin oldu gâri.


daban taban; daban gevreği tatlı maya hamurdan yapılan bir tür simit


dakışma kovalama(ca)


darçın (< Far. dâr-ı Çin “Çin ağacı”) tarçın


darı (< ET tarıg) mısır (Dizin: 114)


de gidi Senden buni hiç beklemiyordum evlâdım; böyle mi yapılır hiç? anlamına gelen De gidi yôrum de... deyişinde geçer.


değirme değirmi


depig (< tepik) tekme; depig furmag tekme atmak


dırbızan(lıg) trabzan(lık); Alm. Treppengeländer


* dibeg bulgur dövülen taş; dibege giresice bir ilenme sözüdür


* dibile kayganaya benzer bir hamur işi tatlısı


* dingoz yarı deli, kalk gidelim akıllı; Gelivê dingozum, gidivê ayvazım. deyiminde geçer.

* emme ama (İkizleme için bak. Demircan 1979:80,81)

* etah bunak, bunamış

* evelddôsun tevekkeli

* eyi iyi (TDGBB: 146)

* fıran fıran telâşlı telâşlı

* fıraz horoz

* gavilleşmeg kavilleşmek, sözleşip anlaşmak, bir şey kararlaştırmak

* gıcır kuş sapanı

* gireygün(ü) pazar günü

* gübür gübür (goşmag) kümeler halinde (koşmak)

* güre sokulgan olmayan çocuk

* hâ ya evet evet (yükselen ve düşen ses tonuyla); Hâ ya gaşşim "Evet kardeşim (ne demezsin.) "Alm. ja ja

* hinci şimdi

* ıngıraz (< Ar. inkırâz) zayıf düşüren, takat bitiren hastalık.

* ıscacıg sıcacık; aybak. ıscag

* ilahna lahana (> ilehne)

* ilâzım ( ilêzim)

* kayır kayır kum gibi; pürüzlü; aybak. kıyır kıyır

* kelbaş karnıbahar

* kompir patates (< Bulgarca kompiri < Avusturya Almancası Grundbirne); bkz. Hasan Eren, Türk Dili Dergisi (VIII-92): 81-84.

* lavır lıvır anlaşılmayan sözler; lavır lıvır e'meg (anlaşılmayacak sözler etmek)

* laylom naylon

* mancâ pancar

* maypênir (< maya peyniri) bir peynir türü

* meyminet(siz) meymenet(siz), uğur(suz), asık yüzlü

* nacab nasıl (< ne acaba?); örn. Nacab (i)şey? Nasıl bir şey?; nacabôsa nasıl olsa; aybak. acıbâ

* nemilâzım (< ne(yi)me ilâzım) Ne(yi)me gerek; ne(yi)ne gerek

* ovkma = oğkma, ôkma

* önkürde şurada

* paldımsız dizginsiz; davranışlarına ve sözlerine dikkat etmeyen kişi; kadınların yanında söylenmeyecek yakışıksız, uygunsuz (söz), Alm. ungezügelt; örn. paldımsız naf ayıp söz

* pampır (< vapur) buharlı küçük tren (Derleme Sözlüğü, c. 9: 3393, papır maddesi); şeytan pampırı küçük buharlı dekovil

* pesmat peksimet

* potur sazanbalığı; Alm. Karpfen, cyprinus carpio (L.)

* safdıran (< Ar. saff + Far. derân "düşman saflarını delmek için ilk saldıran asker") safımsı, kolay inanan

* somya karyola

* şımşırıg ıpıslak

* şovk (< şavk) ışık (Kul Mustafa'da da geçer: "Dokandı şavk yele, kürelendi, gel", Cahit Öztelli, Bektaşi Gülleri, Istanbul 1985, s. 220)

* tatavi(ye) boşuna

* tırkılımag (tırkıladı) sürgülemek

* tumofil otomobil

* üngürde şurada

* ütmeg (< ET utmak) yutmak, kazanmak (Banguoğlu: 67)

* velvile (< Ar. velvele) telâş, heyecan; gürültü

* yal gibi tatsız, tuzsuz (yemek)

* yalabıg düzgün, güzel (< yalabık "glänzend, blank") (R. E. Feser: 88), örn. yalabıg yalabıg gonuşmag iri laflar etmek, yalabığ yüzlü güzel yüzlü

* yalım galiba, belki

* yavız yavuz, iyi, hoş

* zoba soba

 

Doç. Dr. Özgür SAVAŞÇI